1945 SONRASI DÖNEM BESTECİLERİ - JOHN CAGE
28/6/2007 -Kategori: KLASIK BATI MUZIGI DONEM BESTECILERI

anatla yaşam arasındaki sınırlar nedir? Olmalı mıdır? Neden Bach müzisyendir de ben değilim? En yeteneksiz insanın bile çıkardığı sesleri seven birileri bulunmaz mı? Çıkan sesler neye göre müziktir ve buna kim karar verir? Sesin çıkması için harekete, yani titreşime ihtiyaç vardır. Bu titreşimler düzenliyse ortaya çıkan ses "müziksel" değilse "gürültü"dür. Ama bu "düzen"in nasıl olacağına dair bir karar mercii olabilir mi? Bana Pavarotti'nin söylediği aryalar "gürültü", bahçeyi sularken kendi çıkardığım sesler "müziksel" gelemez mi? Pavarotti'de iyi bir entonasyon (ses yüksekliklerini mutlak bir doğrulukta verebilme becerisi) olması neyi değiştirir?
5 Eylül'de 85 yaşına giren John Cage'in müziğinin çıkış noktası yukarıdakilere benzer sorular. Cage, yaşamını sanatla yaşam arasındaki farkları ortadan kaldırmaya adamış bir müzisyen. Onun müziğe getirdiği yenilikler kadar müzik felsefesi de önemlidir. "Yaptığınız herşey müziktir" der ve bunu şiddetle savunur Cage. Kimilerine göre 20. yüzyılın yetiştirdiği en büyük müzisyen, gerçek bir deha, kimilerine göre de ne yaptığını bilmeyen bir delidir. Yaşamı alkışlarla yuhlanmalar arasında gidip gelmiştir. Ama Cage hep bildiğini okumuş, dikkafalılığından ödün vermemiş, sonunda da bunu bütün dünyaya kabul ettirmiştir.. Bildiği ise aslında çok basittir: Bir ses, diğeri ile mutlaka bağlantılı değildir ve ses düzenlemesinde belli bir denetim gerekmez.
Cage'in "acayip" çıkışları Andy Warhol'dan, Stockhausen'a, John Cale'e ve hatta İlhan Mimaroğlu'ya kadar yazarından müzisyenine birçok alanda sanatçıyı etkilemiştir. Yaşamı boyunca ilgi çekmiş, ama avangard birtakım çevreler dışında uzun süre önemsenmemiştir.
Yorumcuya özgürlük tanıması ve yorumcunun da besteye müdahelesi fikri 20. yy müziği üzerinde çok etkili olmuştur. Cage'in 20. yy müziğine getirdiği bir başka yenilik notaların belli metodlarla ama "tesadüfi" birlikteliğinden oluşan müziğidir. Eserini hazırlarken icra edileceği salonun mimari yapısından, konumundan, büyüklüğüne kadar herşeyi titizlikle tasarlar.
Müzik dünyasınca en az yadırganmış birkaç icraatından birisi "Hazırlanmış Piyano"sudur. Piyanonun tellerini birbirine bağlayarak ve aralarına plastik parçalar, sopa gibi birtakım gereçler ekleyerek tınısını değiştirmiştir. "Hazırlanmış Piyano İçin Konçerto"su (1951) en önemli eserlerindendir.
1930-40 yılları arasındaki çalışmalarının tamamına yakını Hazırlanmış Piyano ve vurmalı çalgılar içindir. "Living Room Music"de oturma odasında bulunabilecek eşyaları kullanarak müzik yapar. 1940'ların sonunda Zen Budizm başta olmak üzere doğu felsefelerine takılır ve bundan sonraki eserlerinde bu durum hep etkili olacaktır.
1950'ye kadar dışavurumcu olarak tanımlayabileceğimiz Cage, bu tarihten sonra rastlantıya, yorumcuların hatta seyircilerin katılımına izin verecek kadar geniş sınırları olan bir özgürlüğe yönelir. Bunun felsefesini de bu yıllarda açıklar. Cage'e göre, insan, dünyayı kendisine adapte etmeye çalışmaktan vazgeçmeli, kendisi dünyaya adapte olmalıdır. Müzikte de tıpkı yaşamdaki gibi kişi kendisi için en iyi olanı bulmalı ve kurmalıdır.
1952 yılında değil Cage'in, bütün müzik tarihinin en ilginç konseri olur: 4' 33''. Konserde eser boyunca icracılar sessizce otururlar. Sadece bölüm sonlarında bölümün bittiğine dair hareketler yaparlar. Müzik, salonun içinden ve dışından çıkan seslerden oluşmuştur. Cage'in en sevdiği ve en önemli çalışması olarak bahsettiği bu eserin Cage'e göre birinci bölümü dışarıdan gelen rüzgar sesinden, ikinci bölümü çatıya vuran yağmur damlalarından, üçüncü bölüm ise dinleyicilerin salonu boşaltırken çıkardıkları ilginç seslerden oluşur.
Sessizlik diye birşey gerçekten var mıdır? Bizim en sessiz zannettiğimiz zamanlarda bile yaklaşık 30 db ses vardır aslında. John Cage'in deyimiyle "Hiçbir sesin çıkmadığı yerde kalbinizin sesi" duyulur. "4' 33''"de de Cage, dinleyicilere etraftan gelen seslerin o salonda hep dinledikleri müzikten daha ilginç olabileceğini göstermeye çalışır.
Cage'in manyetik teyp üzerine kaydettiği ilk eseri Landscape No5'dir. Bu eserini 42 plaktan çıkan sesleri önce kasette birleştirip sonra kesip biçip, değiştirip tekrar birleştirerek oluşturur. Cage'in müziği zaman zaman göze de hitap eder. Yine 1952'de yaptığı Water Music'de, bir takım kaplardan su döker ve bu akan suyun altından ıslık çalar. Oyun kağıtları, radyo ve domino taşları gibi birçok alet çıkarıkları seslerin yanında görsel olarak da olayın parçasıdır.
1950'lerin sonunda tesadüfi müziği iyice abartmış, artık eserlerinde tam bir belirsizlik hakim olmaya başlar. Bazı konçertoları dilendiği kadar enstrumanla, ayrı ayrı ya da bir bütün olarak ya da herhangi bir konbinasyonla icra edilebilir niteliktedir. Cage, bu yıllarda özellikle Avrupa'da daha çok ilgi görür. Önce çok yadırgansa da kısa zamanda geniş çevrelerde tartışılmaya başlar ve kabul görür. "Değişim müziği" olarak anılan müziği, kısa sürede Stockhausen başta olmak üzere birçok müzisyen tarafından uygulanmaya başlar. Tudor ile 1954'te yaptığı konser turnesinden sonra '58'de Luciano Berio'nun davetlisi olarak gittiği Milan'da 4 ay kalır.
1960'lardan itibaren eserlerinde teknolojiyi daha fazla kullanır. 1968'de satranç oyununu, '71'de çeşitli grafik çizimleri, 1974'de de şiiri 1979'da James Joyce'un bir romanını müzikal kompozisyon olarak kullanır. Bunun dışında birçok konçerto ve elektronik müziğe imza atar.
Cage'in yaşamı neredeyse çalışmaktan ibarettir. En fazla önem verdiği kavramlardan birisi disiplindir. Onun "tesadüfi" müziği de aslında büyük bir disiplinin ürünüdür. Blender'dan geleneksel enstrumanlara, oyun kağıdından hazırlanmış piyanosuna abartısız "herşey"le yaptığı, müzik aslında ciddi bir felsefenin ürünü değil, kendisidir. Yaşamın da sanatın da sanıldığı ve sunulduğu gibi olmayabileceğini göstermeye adamıştır ömrünü. Hayatında müzikle birlikte doğu felsefeleri, şiir, mimari, resim, mantarlar (mantarlar üzerine yüzlerce kitap okur, evinde ömür boyu mantar yetiştirir), makrobiyotik diyet (1976'da Yoko Ono'nun önerisiyle makrobiyotik diyete başlar ve bu sayede hastalıklarının iyileştiğini, uzun yaşadığını söyler), yazarlık gibi birçok uğraş daha vardır. Bunların hepsiyle, tıpkı müzikle olduğu gibi büyük bir disiplin ve titizlik içerisinde uğraşır. Bu kadar çeşitli alanda faal olan Cage, hiçbir zaman bir enstruman üzerinde virtuoz olmayı denememiş, bunu önemsememiştir.
Cage'e göre insan neyi tutuyorsa onu öder ve herkes herşeye iştirak edebilir. Sanatçı denilen insan da insandır sonuçta ve sanat da yaşamın ta kendisidir. Bunun için 1962'de yaptığı 0' 00'''ı ve onlarca benzerini en sofistike eserleri kadar önemsemiştir. 0' 00''ın icra edildiği "konser"de sahnede sebzeleri temizleyip, dilimleyip, onları blender'ın içine koyar ve çıkan suyu içer!
Uzun süre malum "sanat" çevrelerince biraz deli bir marjinal muamelesi gören Cage, 1970'lerden itibaren kadir kıymet görmeye başlar. Çeşitli üniversitelerden, valiler, belediye başkanları ve hatta hükümetlerden onlarca ödül alır, adına festivaller düzenlenir, hakkında birçok kitap yazılır. 1992 yılında ölene kadar da sanat yaşamını, daha doğru bir deyişle "mücadelesini" sürdürür.
Kalıcı Bağlantı
MODERN DÖNEM BESTECİLERİ - İGOR STRAVİNSKİ
28/6/2007 -Kategori: KLASIK BATI MUZIGI DONEM BESTECILERI
![]()
(1882 - 1971)
Rimski-Korsakof ile tanıştı. Ertesi yıl Rimski-Korsakof’tan özel ders almaya başladı ve üç yıl kadar (1903-06) ders almayı sürdürdü. Rimski-Korsakof’la sürekli tartıştığı kompozisyonları, gene onun aracılığıyla Petersburg’da özel ya da halka açık konserlerde seslendirildi. Mi-bemol majör Senfoni’nin (1905-07) yanı sıra, Rimski-Korsakof’un kızına düğün armağanı olarak yazdığı “Feyervek” de (1908; Havai Fişekler) bu tür konserlerde çalındı. Bu son yapıt seslendirilmeden hemen önce ölen ustasının anısına yazdığı cenaze ağıtı (1908) ise Petersburg’da çalındı, ama müziği günümüze ulaşmadı. 1905’te üniversiteden mezun olan Stravinsky, 1906’da kuzeni Yekaterina Nossenko’yla evlendi. 1907’de oğulları Theodore, ertesi yıl da kızları Ludmilla doğdu.
6 Şubat 1909’da Petersburg’da Stravinsky’nin “Peyerverk” ve “Scherzo Fantastique” (1907-08) adlı orkestra parçasını dinleyen emprezaryo Sergey Diaghilev, ondan Rus Balesi’nin 1909 sezonu için çeşitli bale müziklerinin orkestra düzenlemesini yapmasını istedi. 1910 sezonu içinde yeni bir bale müziği ısmarladı. Böylece ortaya çıkan “Jar-ptitsa”nın (L’Oiseau de feu; Ateş Kuşu) 25 Haziran 1910’da Paris Operası’ndaki büyük başarısı üzerine Stravinsky, piyano ve orkestra için yazmaya başladığı “Konzertstück”ü (Konser Parçası) Diaghilev’in de ısrarıyla baleye uyarladı; “Petruşka” adlı bu yapıtı Rus Balesi 1911-1913 arasında tamamladığı “Lesacre du printemps” (Vesna suyaşçennaya; Bahar Ayini) adlı bu çalışmasının dinamik müziği 29 Mayıs 1913’te Paris’in Champs Elysees Tiyatrosu’ndaki ilk gösteride büyük bir skandala yol açtı.
1908-1909 yıllarında başladığı, Hans Christian Andersen’in “Bülbül” masalına dayanan kısa operası ise, 1913’te sahneleneceği Moskova Özgür Tiyatrosu’nun dağılması üzerine Diaghilev tarafından uyarlanarak Rus Balesi’nin 1914 yaz programına alındı. Stravinsky o yaz başladığı “Les Hoces” (Svadebka; Düğünler) adlı bale kantatını Rus köylü temaları ve töreleri üzerine kurmaya karar verdi. Savaşın araya girmesiyle ancak 1917’de tamamlayabildiği kompozisyonun orkestra düzenlemesini 1923’e değin bitiremedi. Rus Balesi’yle ilişkileri yüzünden 1910-14 arasında Rusya’da fazla kalamamıştı. Savaş yıllarını ise tümüyle İsviçre’de geçirdi. Ailesinin vereme yatkınlığı da İsviçre iklimini çekici kılıyordu. İkinci oğlu Soulima 1910’da Lozan’da, ikinci kızı Milena 1914’te Leysin’de doğdu. “Bahar Ayini”nin bazı bölümleriyle Solovey de (Bülbül) İsviçre’de yazıldı.
Savaş ilerledikçe Stravinsky yalnızca Rusya’dan değil, Rus Balesi’nden ve merkezi Berlin’de bulunan müzik yayımcısından da koptu. Savaş sırasında yazdığı kompozisyonların birçoğu için Cenevre’de bir yayımcı buldu. İsviçreli romancı Ferdinand Ramuz’la birlikte gezginci küçük bir tiyatro için, “okunacak oynanacak ve dans edilecek” eğlendirici “L Histoire du soldat”yı (Askerin Öyküsü) yazdı.
Savaş bitince Fransa’ya yerleşerek yaklaşık 20 yıl (1920-39) çeşitli Fransız kentlerinde oturdu. Bu yıllar da müziğinde de köklü bir değişikliğe giderek önceki üslubunu belirleyen Rus öğeleri yerine yeni-klasik anlatımı benimsedi. Ama yepyeni bir tarzda yazabilmek için büyük çaba göstermek zorunda kaldı ve ancak “örnekleme, deneme ve birleştirme” yılları dediği uzun çalışmaların ardından, önceki büyük yapıtlarıyla boy ölçüşebilecek “Oedipus Rex” (1927; Kral Oedipus) ve “Lasymphonie de Psaumes” (1930; Mezmurlar Senfonisi) gibi yeni yapıtlar verdi.
Savaştan hemen sonra Stravinsky, Rus Balesi’yle yeniden, ama bu kez çok daha gevşek bağ kurdu. Diaghilev’in isteği üzerine 1920’de Giovanni Battista Pergolesi’nin müziğine dayanan “Pulcinella” (1920) bale düzenlenmesini yaptı. Bu topluluk için yazdığı son bale “Apollon Musagete” (1928; Musaların Başı Apollon) oldu. Ertesi yıl Diaghilev öldü ve topluluk dağıldı.
Rusya’daki mülklerini yitiren Stravinsky, gelir sağlamak için yan uğraş olarak piyanistliğe ve orkestra şefliğine yöneldi. Piyano ve nefesli çalgılar için konçerto (1923-24), piyano için Sonat ((1924), piyano için La Majör Serenat (1925), piyano ve orkestra için Capriccio (1929), iki solo piyano için Konçerto (1935) gibi bazı yapıtlarını da solocu olarak kendisi için yazdı. Daha çok Avrupa’da turneye çıktıysa da üç kez Kuzey Amerika’ya (1925, 1935 ve 1937) bir kez de Güney Amerika’ya (1936) gitti. Bu arada bale müziği yazmayı da sürdürdü. Rus dansçı Ida Rubinstein’ın 1920’lerin sonunda oluşturduğu topluluk için iki bale müziği yazdı. Bunlardan “Le Baiser de la Fee”yi (1928; Perinin Öpüşü) Çaykovski’nin piyano ve vokal müziğinden seçmeler üzerine kurdu. “Persephone”daysa (1934) Andre Gide’in bir şiirini temel aldı. Ardından, yeni kurulan Amerikan Bale Topluluğu için “The Card Party”yi (1937; İskambil Partisi) yazdı.
1938’de büyük kızı veremden ölen Stravinsky, 1939’da da karısını ve annesini kaybetti. II. Dünya Savaşı başlayınca Harvard Üniversitesi’nin çağrısını kabul ederek 1939-40 öğretim yılında müzik konferansları vermek üzere ABD’ye gitti. 1940’ta yıllardır tanıdığı oyuncu Vera de Bosset’yle evlendi. Hollywood’da bir ev satın alarak çeyrek yüzyıldan fazla karısıyla orada yaşadı.
Savaş yıllarında “Do Majör Senfoni” (1938-40)ve “Üç Bölümlü Senfoni” (1942-45) adlı iki önemli senfonik yapıt besteledi. 1920’de yazdığı “Nefesli Çalgılar Senfonileri”nde kullandığı Rusya dönemine özgü müzik ögelerinin yerine, “Do majör Senfoni”de yeni klasik ilkelerin senfoni formunda bir özetini verdi. “Üç Bölümlü Senfoni”deyse konçerto ve senfoninin temel özelliklerini başarıyla birleştirdi. 1948-51 arasında “The Rake’s Progress” (Ahlaksızın İlerlemesi) adlı yeni-klasik operası üzenrinde çalıştı. Librettosunu W. H. Auden ile Chester Kalman’ın yazdığı bu operayı bitirince, 1939’dan beri ilk kez Avrupa’ya dönerek yapıtının Venedik’teki Teatro la Fenice’deki ilk sahnelenişini yönetti.
“The Rake’s Progress”i yazarken asistan olarak Hollywood’daki evine çağırdığı genç ABD’li müzikçi Robert Craft’ın serial müziğe yakınlığı, Stravinsky’nin artık kendisine dar gelen yeni-klasik tarzı aşmasına yardımcı oldu. O sıralar henüz pek tanımadığı Anton von Webern’in, Arnold Schoenberg’in ve Alban Berg’in müziğini dikkatle inceleyen Stravinsky, başlangıçta tonal müzik çatısı içinde bazı çekingen serial müzik denemeleri yaptı. Daha büyük ölçekli yapıtlar olan “Canticum Sacrum” (1955; Kutsal Kantik) ve “Agon” (1953-57) balesinde modal ve tonal bir müzikle başladıktan sonra tümüyle serial bir yapıya geçiyor ve sonunda başlangıçtaki modal ve tonal müziğe dönüyordu.
Tümüyle serial kompozisyonlarından ilki olan “Thereni”yi (1958; Threnoslar), Rusya ve yeni-klasik dönemlerinin başyapıtları kadar önem taşıyan “Movements” (1959), “Variations” (1964; Çeşitlemeler) ve “Requiem Canticles” (1966; Requiem Kantikleri) izledi. Bu tarihten sonra sağlığı bozulan Stravinsky, gitgide daha az yazmaya başladı, ama 1970’te bile hâlâ Bach’ın bazı prelüd ve füglerinin çalgı için transkripsiyonlarını yapıyordu.
Stravinsky, 20. yüzyıl müziğine büyük katkıda bulunmuş, kendine özgü eleştirel tutumu özellikle ölçü, tempo ve ses gürlükleri açısından önemli sonuçlar doğurmuştur. Bileşik ölçülü asimetrik kalıpları araştırmış, müzik cümlelerinde kullandığı figür ve motifleri uzatarak ya da çıkararak simetrik cümleleme geleneğini yıkmıştır. Müziğe yeniden kazandırdığı şaşmayan vuruş duygusu birçok bestesinin dansa uygun düşmesini sağlamıştır.
Bazısı ortak çalışma ürünü birçok kitabı da yayımlanan Stravinsky, 6 Nisan 1971'de ABD'nin New York eyaletinde hayata veda etti ve Venedik’te San Michele Adası’nda toprağa verildi.
DİĞER ÖNEMLİ YAPITLARI
Operalar: Mavra (1922).
Sahne müziği: Renard (1916; Tilki), Tufan (1962).
Ses Müziği: Yıldızlar Kralı (1911), Babil Kulesi (1944), Missa (1948), Kantat (1952), Bir Vaaz, Bir Anlatı, Bir Dua (1961), İbrahim ve İshak(1963).
Orkestra Yapıtları: Circus Polka (1942), Od (1943).
Bale Sahneleri (1944).
Konçertolar: Re Majör Keman Konçertosu (1931), Dumbarton Oaks (1938), Ebony Concerto (1945), Yaylı Çalgılar İçin Re Majör Konçerto (1946).
Oda Müziği: Yaylı Çalgılar Dörtlüsü İçin Üç Parça (1914), Solo Klarnet İçin Üç Parça (1919), Yaylı Çalgılar İçin Konçertino (1920), Nefesli Çalgılar İçin Sekizli (1923), Duo Concertant (1932), Eleji (1944), Yedili (1952), Çiftli Kanon (1959).
Piyano Yapıtları: Piano Rag-Music (1919), iki piyano için sonat (1944).
Kalıcı Bağlantı
MODERN DÖNEM BESTECİLERİ - BELA BARTOK
28/6/2007 -Kategori: KLASIK BATI MUZIGI DONEM BESTECILERI

(25 Mart 1881’de Nagy Szent Miklos’da doğmuş, 26 Eylül 1945 de New York’da ölmüştür).
İkinci dünya savaşını takip eden ilk ayların kargaşalığı içinde Béla Bartok’un ölüm haberi hemen hiçbir yankı yapmadı. Dünyadaki kargaşalık biraz yatıştıktan sonra bu acı kaybın farkına varılmış ve tarihi bir şahsiyetin bu fani dünyadan ayrılışı amansız bir gerçek olarak anlaşılmıştır. Memleketi olan Macaristan’a dönmeye karar vermişti. Onun hasretiyle dolu ve hasta olan Bartok, yabancı bir diyarda öldü. Kendi arzusu ile göçettiği halde ancak güçlükle oraya alışabilmişti.
Bartok’un eserleri sadece miktar ve gelişme bakımından değil, şümullü bir bütün olarak da gözlerimizin önünde durmaktadır. Daha şimdiden klasik bir seviyeye yükselen Bartok’un eserlerine kısaca göz atılırsa köklerinin hem Bach ve Beethoven’de hem de, Macar halk türkülerinde olduğu görülür. Bartok’un içindeki ateş ve heyecandan ruhlaşan müziği hayret edilecek bir tarzda en son inceliğe kadar gelişmiştir. Bu müziğin melodik, ritmik, armonik ve ruhi ifade tarzını meydana getiren temel unsurlara derin bağlılığının neticesidir. Bu itibarla Bartok’un şahsiyetini tamamıyle anlamak için araştırmalarının son derece geniş olan tesir sahasından hareket etmeliyiz. Bartok Macaristan’ın, Romanya’nın ve Slovakya’nın her tarafını dolaşarak bu memleketlerin folklörlerini kendine mahsus müzikal muhakeme kudretiyle incelemiş ve böylece Avrupa’nın folklör ilmine yeni ufuklar açmıltır. Sathi malumatla yetinmeyerek derin incelemelerde bulunmuş, o zamana kadar hiç kimsenin dokunmadığı ve zenginliğini farketmediği yeni hazineler ortaya çıkarmıştır. Bu araştırma ve değerlendirme merakı sayesinde en önemli klleksiyon sahiplerinden ve folklör mütehassıslarından biri olmuştur. Arap dünyasına bile el atmıştır. Fakat araştırıcı Bartok aynı zamanda yaratıcı müzisyendir. Daha yüzyılımızın ilk on yılında yazdığı BAGATELLER adlı eserinde yurdunun halk türkülerinindeki pentatonik bünye ve ritmlerinden istifade etti. Dünyayı yıldıran bu eserin stilini teksif ederek ilk yaylı sazlar kuvartetinde kendi öz stilini yarattı. Eserden esere gelişen mutlak özelliği karşısında umumi efkar çok zaman şaşakalmıştır. Lehte ve aleyhte hükümlerin verildiği yıllarda Bartok’un tek başarısı AĞAÇTAN PRENS adlı bale pantomimasıdır. Bu eser, Pfitzner’in PALESTRİNA oprası dikkati çektiği sene ilk defa sahneye konmuştur. Beethoven hakkında yapılan eski araştırmalarda eserlerin tasnifinde kullanılan bir tabire uyularak Bartok’da ikinci keman sonatı ile sona eren bir ORTA DEVİR tespit edilmektedir. Bu eserden sonra Bartok’u son olgunlaşmaya götüren yol başlar. Üçüncü yaylı sazlar kuvartetinde, piyano konçertolarında ve bilhassa MİKROKOSMOS adlı eserinde Bartok artık kemale ermiştir. Buna maddenin ruhlandırılması, form ile şeklin vahdet haline gelmesi diyebiliriz. Bartok hakkında da diyebiliriz ki sadece mikrokosmos’u yazmış olması bile adının anılmasına kafi gelebilirdi. Çünkü bach’ın klavsen biyen tamparesinin yanında yer alan ve altı ciltten mürekkep olan bu eserde eşsiz bir folklörcü ve müzisyen olan Bartok’un bu iki vasfı, terbiyecilik kabiliyeti ile birşelmiştir. Mikrokosmos çağdaş müziği öğreten bir eserdir. Bartok bu eseri, istemeyerek terkettiği yurdundan uzak, denizaşırı bir ülkede meydana getirmiştir. Klasik ve romantizk müziğin tesirleri içinde büyüyen harika çocuk Bartok, seçkin bir piyanist olan Hans Koessler’in kompzisyon öğrencisi oldu. Richard Straussûn eserlerini yakından tanıyınca onlardan kendi kompozisyon tekniği için yeni imkanlar sağladı. Fakat kendi insiyatifi ile keşfedip kendine mal ettiği halk türküleriyle asıl yolunu buldu. Gerek yurdunda, gerekse dışarda bu yolu takip etti. Kendisiyle aynı zamanda hayata atılan bir neslin içinden, yani Wagner’in ölümü sırasında doğup asrımızın başında yeni yollar arayan gençler arasından çıkan, fıtri bir kudret ve geniş bir fikir zebginliğine sahip yaratıcı Bartok ile başka bir yolda yürüyen Strawinsky bu neslin temsilcileridir. İldebrando Pizzetti, İtalyan mazisine bağlanan ağırbaşlı Venedikli Francesco Malipiero, Alfredo Casella ve halk türkülerine bağlı enerjik besteci ve Bartok’un vatandaşı Zoltan Kodaly gini sanatkarlar da aynı nesildendir. Iki devrin tam ortasında bulunan bu besteciler için, intikal devrinin mensupları seviyesini aşmak kolay olmamıştır. Onların bu yolda muvaffak olduklarını, Bartok’un gerçekten büyük olan ve bu büyüklüğü ile daha şimdiden klasik bir değer kazanan eserleri ispat etmektedir.
ESERLERİ
Allegro Barbaro (28k) Jorge Franganillo
Allegro Robusto (6k) Jorge Franganillo
Bagatelle (5k) Faren Raborn
Bear dance - from 10 Easy Pieces (10k) Illés Csaba
Burlesque I. (10k) Illés Csaba
Concerto for Orchestra - David Siu, M.D.
1. Introduzione (128k)
2. Giuoco delle coppie (104k)
4. Intermezzo interrotto (74k)
5. Finale (256k)
Courting Song (3k) Rob Dwyer
Drinking Song (4k) Rob Dwyer
An Evening in the Village (5k)
For Children (1908-1909), Volume I.
Allegro - Playing Children (Let's cook, let's cook something) (2k) Krisztián Pálmai
Andante - Children's Song (Shine, Sun) (2k) Krisztián Pálmai
Andante - (I Have Lost My Pair) (2k) Krisztián Pálmai
Allegro - Pillow Dance (I have lost my handkerchief) (3k) Krisztián Pálmai
Allegretto - Game (3k) Krisztián Pálmai
Fourteen Bagatelles (Op.11)
No. 1 (3k) Chris Todd
No. 2 (5k) Chris Todd
No. 3 (4k) Chris Todd
No. 5 (10k) Chris Todd
No.10 (13k) Chris Todd
Mikrokosmos - Jorge Franganillo
37. In Lydian mode
40. In Yugoslavian mode
73. Sixths and triads
82. Scherzo
83. Melody with interruptions
91. Chromatic Invention Stephen Adams
97. Notturno
101. Diminished fifth
113. Bulgarian rhythm
122. Chords together and in opposition
123. Staccato and legato
124. Staccato
125. Boating
126. Change of time
127. New Hungarian folk song
130. Village joke
131. Fourths
133. Syncopation
136. Whole tone scales
140. Free variations
141. Subject and reflection
142. From the diary of a fly
143. Divided Arpeggios Chris Todd
144. Minor seconds, major sevenths
145. Chromatic invention
146. Ostinato Chris Todd
147. March
148. Six Dances in Bulgarian Rhythm No. 1
149. Six Dances in Bulgarian Rhythm No. 2
150. Six Dances in Bulgarian Rhythm No. 3 Chris Todd
151. Six Dances in Bulgarian Rhythm No. 4 Chris Todd
152. Six Dances in Bulgarian Rhythm No. 5
153. Six Dances in Bulgarian Rhythm No. 6
Mikrokosmos No.97. - Notturno/Nocturne (5k) Gary D. Lloyd
Mikrokosmos No.109. - From the Island of Bali (4k) Gary D. Lloyd
Mikrokosmos No.117. - Bourée (3k) Gary D. Lloyd
Mikrokosmos No.142. - From the Diary of a Fly (6k) Gary D. Lloyd
Mikrokosmos No.153. - Dance No.6 in Bulgarian Rhythm (13k) Gary D. Lloyd
Mikrokosmos No. 140. - Free Variations (9k) Bryan Ness
Mikrokosmos No. 153. (9k) David Siu, M.D.
Mikrokosmos No.101. - Diminished Fifth (2k) Michael Hearst
Mikrokosmos No.133. - Syncopation (2k) Michael Hearst
Mikrokosmos - Roumanian Dance #1. (23k) Bob Pomicter, Jr.
Music for Strings, Percussion and Celesta - David Siu, M.D.
2nd. Movement (160k)
4th. Movement (158k)
Piano Concerto No. 3 - Gary Goldberg
Finale (85k)
Piano Sonata Jorge Franganillo
Allegro moderato (26k)
Sostenuto e pesante (6k)
Allegro molto (30k)
Roumanian Folk Dances, piano solo version (21k) Ramón Pajares Box
See-Saw from "Seven Sketches" (3k) Faren Raborn
Scherzo (50k) Frank A. Longo
Sonatina for Piano (Sz 55) (7k) Tamara Beaudoin
Suite - Jorge Franganillo
Allegretto (12k)
Scherzo (15k)
Allegro molto (19k)
Sostenuto (5k)
Kalıcı Bağlantı
MODERN DÖNEM BESTECİLERİ - ANTON VON WEBERN
28/6/2007 -Kategori: KLASIK BATI MUZIGI DONEM BESTECILERI

(Viyana, 1883 - Mittersill, 1945)
Avusturya doğumlu besteci ve şef Webern, müziğe piyanist olan annesinin verdiği derslerle başladı. Klagenfurt’ta Edwin Komauer ile çalıştı. 1899 yılında ilk bestesini yaptı. 1902’de Viyana Üniversitesi’ne girerek Guide Adler’den müzikoloji, Pfitzer’den kompozisyon dersleri aldı. 1904 ile 1908 yılları arasında Schoenberg’in öğrencisi oldu. Hollandalı 15. yüzyıl bestecisi Heinrich Isaac üzerine çalışmalar yaptı. Dönemin diğer önemli ismi Berg’le yakın arkadaş oldu. 1908’de Bad Ischl’de, 1910’da Teplitz’de, 1911’de Danzig’de, 1912’de Stettin’de ve 1917’de Prag’da şeflik yaptı. Schoenberg’in kurduğu Society for Private Musical Performances’da (Dönem bestecilerinin eserlerinin çalındığı bir dernek) etkin görev aldı. 1922 –1934 arası Viyana’da senfoni konserleri yönetti. 1927-1934 arasında Avusturya radyosunda müzik danışmanlığı ve şeflik yaptı. BBC orkestrasını yönetmek için 5 kez Londra’ya gitti. Sempati duyduğu Naziler tarafından, müziği kültürel bolşevizm olarak değerlendirildi ve suçlandı. II. Dünya Savaşı’nda Amerikalı bir devriye subayı tarafından vurularak öldürüldü.
Yaşamı boyunca, BBC dışında müziğine değer veren pek olmadı. Webern 1945 sonrası müziğe yön veren isim olmuştur. Stockhasusen, Boulez ve Madena, Webern’in eserlerindeki yoğunluktan ve dizinsellikten (serializm) etkilenmişlerdir. 1908-1920 arası Webern, serbest atonal üslupla eserlerini yazıyordu. 1928-1945 arasındaki son dönem yapıtlarında ise basitleştirilmiş bir kontrpuan tekniğine karşın, oldukça karmaşık nota dizilişi göze çarpar. Vokal eserlerindeki güzelliği ise, ortaçağ ustaları üzerine yaptığı araştırmalara borçludur. Savaş sonrası avangardları Webern’in müziğini yaptığı yeniliklerden dolayı severler; ancak Webern, yaşamı boyunca hayranı olduğu Wagner, Schubert, Mahler ve Brahms gibi romantik dönem bestecilerinin de takipçisi sayılabilir.
ÖNEMLİ ESERLERİ
Lied (Op.3 No.1) "Dies ist ein Lied" (3k) Jorge Franganillo
5 Movements for Strings (Op.5)
2nd. Mov't. "Sehr Langsam" (3k) Del Ahlin
6 Pieces for orchestra (Op.6)
VI. Zart bewegt (3k) Jorge Franganillo
String quartet (Op.28)
2nd mov.: Gemächlich (scherzo) (7k) Jorge Franganillo
Symphony, (Op.21)
1st. Movement (26k) Jorge Franganillo
Kalıcı Bağlantı
MODERN DÖNEM BESTECİLERİ - ALBAN BERG
28/6/2007 -Kategori: KLASIK BATI MUZIGI DONEM BESTECILERI
![]()
Alban Berg, 9 Şubat1885, Viyana- 24 Aralık 1935, Viyana 20. yüzyılın II. Viyana Okulu üyesi Avusturyalı besteci.
Bir tüccarın oğlu olan Alban Berg, küçük yaşlarda bazı şarkılar bestelemiş, ancak 1904’te Arnold Schönberg’den ders almaya başlayıncaya kadar müzik eğitimi almamıştı. Kitap satıcısı olarak çalışmaya başladığı 1904 yılında Schönberg ile tanıştı ve ondan sanatçı yönünü ifade etme tekniklerini öğrendi. 2 yıl sonra kitap satıcılığı işini bırakıp kendisini tamamen besteciliğe verdi. 25 yaşına kadar Schönberg ile çalışmaya devam etti.
1908’de Op.1 Piyano Sonatı’nı, 1910’da Op.2 Şarkılar’ı ve aynı yıl atonal yapıdaki Op.3 Yaylı Dördül’ü besteledi ve 1911’de evlendiği eşi Helene’ye adadı. İlk orkestra eseri Op. 4 Şarkılar’ı 1912’de yazdı. 1914-1915’te bestelediği Op. 6 Orkestra için 3 parça’yı 40. yaş gününde Schönberg’e armağan etti.
1837'de 24 yaşında ölen Alman yazar Georg Büchner'in Woyzeck adlı eserinden yarattığı Wozzeck operası'nı 1917’de Avusturya ordusunda görev yaptığı sırada (1915-1918 )yazmaya başladı, 1922’de bitirdi. Bu eser, müzik tarih içinde ilk atonal opera olma özelliği taşır ve yirminci yüzyıl müziğinin en önemli temsilcilerinden birisidir.
1925’te bestelediği Oda Konçertosu daha klasik bir tarzdadır. 1926’da bestelediği Lirik Suit ve 1929-1935 yılarında bestelediği ikinci operası olan Lulu’daki karamsarlık ve ümitsizliğin zengin bir sanayinicin eşi olan Hanna Fuchs-Robettin ile yaşadığı umutsuz bir aşktan kaynaklandığı ancak bestecinin ölümünden onlarca yıl sonra anlaşılmıştır.
Berg, 1935’de Lulu operası üzerindeki çalışmasına ara vererek Keman Konçertosu'nu besteledi. Alma Mahler ile ikinci eşi ünlü mimar Walter Gropius’un 18 yaşlarındaki kızları Manon Gropius’un ani ölümünden ilham alan bu eser, keman konçertolarının en güzellerinden birisidir. Eseri tamamladıktan birkaç gün sonra sırtında büyüyen bir çıban büyüyen sanatçı, enfeksiyonun 4 ay içinde vücuduna yayılması sonucu Viyana’da bir hastanede 24 Aralık1935’te hayatını kaybetmiştir.
Kalıcı Bağlantı
MODERN DÖNEM BESTECİLERİ - ARNOLD SCHÖNBERG
28/6/2007 -Kategori: KLASIK BATI MUZIGI DONEM BESTECILERI
![]()
Arnold Franz Walter Schoenberg (13 Eylül 1874 Avusturya, - 13 Temmuz 1951, ABD)
20. yüzyıl müziğine büyük katkılar yapmış Avusturya-Macaristanlı besteci. 1941’den sonra ABD vatandaşı olmuştur.
13 Eylül 1874’te Viyana’da doğdu. 8 yaşında keman çalmayı öğrendiği zamandan itibaren beste yapmaya başladı. Teorik bilgisinin büyük bir kısmını kendi başına çalışarak kazandı. 1894’te kendisinden 3 yaş büyük besteci Alexander von Zemlinsky’den kontrpuan dersleri aldı.
1901-1903 arasında Berlin’de orkestra şefi olarak çalıştı. 1904’te Viyana’da öğretmenlik yapmaya başladı. Webern, Berg öğrencileri oldular. 1919’da yeni müziğin icrası için bir topluluk kurdu. Bu topluluğun verdiği konserlere eleştirmenler alınmıyordu. Alkışlamak yasaktı ve konser programı dağıtılmıyordu.
1925’de öğretmenlik yapmak üzere Berlin’e geri döndü. 1933’te Yahudi olduğu için Naziler tarafından Berlin’i terk etmeye zorlandı. 1898’te Hristiyanlığa geçmiş olmasına rağmen Paris’e sürgün gidince, tekrar Yahudiliğe döndü. 1934’te ABD’ye gitti, o zamana değin Schönberg olan ismini Schoenberg olarak değiştirdi ve 1936’da UCLA’da ders vermeye başladı. 13 Temmuz 1951’de Los Angeles’ta hayatını kaybetti.
Beste yaşamına 1897’de yaylı çalgılar dörtlüleriyle başladı. 1899’da Verklart Nacht’ı tamamlayıp, 1900’de Gurrelieder üzerinde çalıştı. Berlin Konservatuarında görevli olduğu dönemde Pelleas und Melissande’yi besteledi.
Schoenberg, 1903 ile 1907 arasındaki eserlerinde kromatik armoninin limitlerini zorladı. Müziğinde tonal yapı giderek önemini kaybederek, en sonunda 1909’daki 3 piyano eseriyle beraber atonaliteye dönüştü. 1911’de müziğin evrimi açısından bir mihenk taşı olan kitabı, Harmonielehre yayımladı. Bu dönemde Schoenberg aynı zamanda dışavurumcu tarzda resimler yapmaktaydı.
Schoenberg 1913-1921 arası dönemde çok az eser yazdı. 1923’te tamamladığı Op. 23 5 Piyano parçası ve Op. 24 Serenad dünyaya 12’li nota sistemini tanıtan eserlerdi.
ABD’ye gittikten sonraki yılarda kimi zaman 12 nota sistemli ve kimi zaman tonal eserler yazdı. Bu konuyla ilgili olarak “Her besteci, yaratıcılığının durmaması için, farklı tarzlarda yazabilmelidir” demiştir.
Schoenberg’in müziği melodik ve lirik sürprizlerle dolu ve oldukça karmaşık bir yapıya sahiptir. Dinleyici için bu müziği anlamak çaba gerektirir.
Ek olarak Schönberg'ten küçük bir alıntı;
"İnsanlar 'konforu' buldular ve rahatı tercih ettiler. Çağdaş insanın amacı, zahmetsiz bir yaşam geçirmektir. Yani, az hareketli, az yıpratan bir yaşam. Bu yüzden insan yüzeysel leşmiştir. Araştırmaz, incelemez, var olanla yetinir.'Konfor', zihinsel tembellikle eş anlamlıdır. Bu müzik için de geçerlidir... Geleneksel müzik durağandır. Ton sisteminin dışına çıkmaz, dolanır durur. Her ne kadar Romantik besteciler kakışımlı ses ve akorlarla düzenin(tonun) sınırlarını zorladılarsa da, bu yeterli değildir. Sonuçta, düzenin(tonun) içinde hareket ederler. Tam kopuş yoktur. Nasıl toplumdaki yozlaşmış ve tutucu, ahlaki değerlere karşı mücadele ediyorsak, yerleşmiş müzik kurallarına karşı da mücadele etmeli ve bu kuralları yıkmalıyız... Müzikte çözülen sınırlar, insan-doğa, ruh ve dünya, ahlak ve toplum kurallarının simgeleridir."
"Sanatçının antenleri en ince karakterleri sismograf gibi saptar. İşitilemeyecek kadar hafif ve gizli(kalmış) şeyler beni çeker, merakımı yandırır... Her büyük sanatçı en belirsiz esin kaynağına tepki gösterir... Böylece, yeni olan kendisini dolaylı olarak açıklar. Bu bulma olgusuyla en işitilmeyen duyulur, bulunur, insan sadece kendi içine, ta dibine kadar bakabilmeli ve dinleyebilmelidir."
Kalıcı Bağlantı
MODERN DÖNEM BESTECİLERİ - CLAUDE DEBUSSY
28/6/2007 -Kategori: KLASIK BATI MUZIGI DONEM BESTECILERI

(22 Ağustos 1862 yılında St.-Germain-en-Laye’de doğmuş, 26 Mart 1918 yılında Paris’te ölmüştür).
Claude Achille Debussy’nin hayatını incelediğimiz zaman gözümüzün önüne, Wagner hayranlığı ile Wagner düşmanlığının çarpıştığı, edebiyat alanında yeni fikirlerin ortaya atıldığı, ressamlıkta cüretli hamlelerin yapıldığı, yüzyılımızın başlangıcından önceki Paris gelir. Orada, meşhur Paris Konservatuarındaki meşhur hocalarını ve meşhur olmayan arkadaşlarını fikirleriyle bazan yıldıran, istikbal hakkında beslediği hülyalar içinde mestolan, geçmişi idrak eden ve geleceğin teşhisini koyan, Wagner’e düşkün genç Debussy’yi görürüz. Debussy, kendine ve ileride Paris’te gerçekleştireceği fikirlerine Roma’da çekidüzen vermeye çalıştı. Fakat Paris daima onun manevi yurdu olarak kaldı. Seine nehri üzerindeki geniş ve güzel köprüleri ve havası teshir edici renklerle dolu olan bu şehirde yaratıcılığına ilham veren atmosferi buldu.
Sevgi ile bağlandığı ideali olan Wagner’den ayrılırken tutacağı yolu müzisyenler arasında bulamadı. Wagner taraftarı şair Mallarmé’nin evinde sanat hareketlerini, “Empresyonizm” denilen görüş ve yaratma tarzına doğru geliştiren edebiyatçılar ve ressamlarla arkadaşlık etti. Fikir mübadelesi yapmak, diğer sanatların problemleri üzerinde derinleşmek suretiyle müzikteki yeni ifade imkanlarına erişti, renkleri ses haline getirdi.
“L’aprésmidi d’un Faune” (bir tabiat ilahının öğleden sonrası” adlı senfonik poeminin ilk çalınışı, tarihi bir hadise oldu. Couperin, Rameau ve nihayet romantik besteci Berlioz’da belirmiş olan Fransız müziğinin özü birden tekrar göründü. Hafif fırça darbelerinden çıkan hassas renklerden, zarif intibalardan ve ses şekline dökülen tablolardan, geçmişi deviren ve buna rağmen düzenli olan yeni akor sütunları, melodik gidişler ve enstrümantasyon hünerleri meydana gelmişti. Sanatlar arasındaki sınırların yerleri değiştirilmiş gibiydi. Ressamlar seslerden, şairler tınlayışlardan, müzisyenler renklerden söz ediyordu.
Bu durum karşısında Debussy’nin edebiyata meyletmesi zaruridir. Ilk önce “Ariettes oubliées” (unutulmuş küçük ariyalar) meydana getirdi. Daha sonra Verlaine’in sözleri ve Baudelaire’in şiirleri üzerine “Fétes galantes” (zarif şenlikler), kendi fikirleri üzerine “Deux Proses Iyriques” (iki lirik nesir) besteledi. Nihayet Maeterlinck’in “Pelléas et Mélisande” piyesinden yeni bir müzikli dram yarattı. Parisliler ıslık çalarak ve alay ederek bu eseri kötülerken müzikli tiyatro tarihinde önemli bir olaya şahit olduklarının farkında değildiler. D’Annunzio’nun “Le Martyre de Saint Sebastien” piyesi için yazdığı müzik müstakbel oratoryo tiyatrosunun ilk basamağı, Diaghilev için yazdığı bale müziği de yeni bir devrin başlangıcı oldu.
“Nocturnes” (gece müziği), “La Mer”, (deniz), “Images” (tablolar) ve “Iberia” gibi eserlerinde büyük orkestradan teshir edici tesirler çıkarmıştır. Fakat dışarıya yöneltilen kuvvetli ve gösterişli ifade tarzından ziyade içli ve deruni bir dille meyleden tabiatı onu oda müziği ve piyano sahasına sevketti. “Préludes”, “Children’s Corner” (çocuk köşesi) ve “Masques” (maskeler) adlı eserinde, Rameau ve Chopin devirlerinden beri Paris’te duyulmayan bir müzik yarattı. Hayatının sonuna doğru idealleri Johann Sebastian Bach üzerinde temerküz etti. Bu aynı zamanda, Debussy kadar Marice Ravel’in de temsilcisi olduğu empresyonizmin sona ermesi demekti. Ispanya’da Manuel de Falla, İtalya’da Ottorino Respighi, ingiltere’de Cryill Scott, Almanya’da geçici olarak Max Reger gibi bestecilerin empresyonizmin tesiri altında bulunmalarına rağmen bu üslup Fransızların öz malı gibi kalmıştır.
Debussy gençliğinde İtalya’ya gittiği zaman César Franck, Gabriel Fauré ve “eski müziği” canlandıranlar arasında büyük rol oynamış olan Vincent d’Indy henüz sağdı. Debussy öldüğü vakit kendisiyle aşağı yukarı aynı yaşta olan Gabriel Pierné, Paul Ducas, alaycı Eric Satie ve kibar Albert Roussel gibi besteciler hayatta idiler. Debussy’nin ertrafındaki bu isimleri saymakla yüzyılımzın başlangıcındaki Fransız müzik tarihi tamamıyle özetlenmiş, hatta daha geniş bir sahanın hatları çizilmiş olur. Zira o zaman müzik, edebiyat ve resim sanatı fikri bir vahdet haline gelmişti.
Debuss’den sonra gelenler çalışmalarını başka bir temele, Rameau ve Haydn tarafından atılan temele istinat ettirerek yine sıkı formların kalıbına bağlandılar. Bunlar, bugünkü genç neslin tuttuğu yollaraa doğru çok çeşitli yönlerden yürüdüler, Debussy’nin şöhreti, bizi yeni Fransız müziğinin sadece ondan ibaret olduğu fikrine kolayca götürebilir. Onun zamanından beri onun kadar Fransız ve buna rağmen ondan çok farklı olan nesiller yetişmiştir. Fakat Debussy olmasaydı ne Darius Milhaud ve Arthur Honneger ne de günümüzün ruhundan mülhem olan ve Olivier Messiaen etrafından toplanan kimseler olabilirdi. Zira Debussy, Fransa’nın müzik alanında kendine gelmesine engel olan büyüyü bozmuştu.
ESERLERİ
24 Preludes, 1ere Livre Jeruen E. Dery
No.1 Danseuses de Delphes (6k)
No.2 Voiles (7k)
No.3 Le Vent dans la plaine (12k)
No.4 Les sons et les parfums tournment dans l'air du soir (9k)
No.5 Les collines d'Anacapri (12k)
No.6 Des pas sur la neige (4k)
No.7 Ce qu'a vu le vent d'Ouest (19k)
No.8 La fille aux cheveux de lin (5k)
No.9 La serenade interrompue (9k)
No.10 La Cathedrale engloutie (13k)
No.11 La Danse de Puck (15k)
No.12 Minstrels (8k)
24 Preludes, 2eme Livre Jeruen E. Dery
No.1 Brouillards (9k)
No.2 Feuilles mortes (6k)
No.3 La Puerta del Vino (7k)
No.4 Les Fees sont d' exquises danseuses (15k)
No.5 Bruyeres (6k)
No.6 General Lavine eccentric (7k)
No.7 La terrasse des audiences du clair de lune (12k)
No.8 Ondine (13k)
No.9 Hommage a S. Pickwick Esq. P. P. M. P. C. (7k)
No.10 Canope (4k)
No.11 Les tierces alternees (14k)
No.12 Feux d' Artifice (22k)
Préludes, Première Livre
No.7 Ce qu'a vu le vent d'Ouest (28k) Lyndon Meyer
Préludes, Deuxième Livre
No.12 Feux d'artifice (29k) Lyndon Meyer
Arabesque No.1 (18k) Gary D. Lloyd
Arabesque No.2 (17k) Gary D. Lloyd
Ballade (21k) Robert Finley
Children's Corner (Coin des Enfants) (55k) Gary D. Lloyd
Claire de Lune (15k) Robert Finley
Danse (Tarantelle Styrienne) (44k) Gary D. Lloyd
Doctor Gradus (8k) Hollie Fetter
Douze Études
1.Pour les "cinq doigts" d'aprés Monsieur Czerny (22k) Lyndon Meyer
6.Pour les huit doigts (12k) Lyndon Meyer
Estampes: Jardins sous la pluie (Gardens in the rain) (31k) David Siu, M.D.
La fille aux chevaux de lin (12k) George Pollen
La Mer
1.De l'aube à midi sur la mer (141k) Marcelo Davalos
L'isle Joyeuse (45k) Gary D. Lloyd
Mouvement from "Images" (39k) Lou Mondanaro
Nocturnes
1.Nuages (54k) David Siu, M.D.
2.Fêtes (166k) David Siu, M.D.
3.Sirènes (140k) Brian M. Ames
Piano Trio in Gmaj Katsumi Nakade
2nd Mov't. (22k)
3rd Mov't. (29k)
4th Mov't. (65k)
Préludes, Book One Gary D. Lloyd
Sounds and perfumes swirl in the evening air (14k)
Footsteps in the snow (6k)
Girl with the flaxen hair (6k)
The sunken cathedrale (15k)
Préludes, Book Two Gary D. Lloyd
Fogs (14k)
Dead leaves (7k)
Faeries are equisite dancers (19k)
Moors (9k)
The terrace for moonlight audiences (15k)
Ondine (Water sprite) (18k)
Canope (6k)
Alternating thirds (25k)
Fireworks (32k)
Pour le Piano: Prelude (28K) Tony Keane
Pour le Piano: Sarabande (14K) Tony Keane
Pour le piano: Toccata (38k) David Siu, M.D.
Prélude à l'aprèsmidi d'un faune (76k) Shuu Kurebayashi
Prelude to the Afternoon of a Faune (73k) David Mitchell
Reflets dans l'eau (20k) Gary D. Lloyd
Rêverie (24k) Faren Raborn
Sonata for Flute, Viola and Harp 3rd movement (26k) David Siu, M.D.
String Quartet in Gmin Morgan Fraser
1st Mov't. (49k)
Suite Bergamasque (I. Prelude, II. Menuet, III. Claire de Lune, IV. Passepied) (70k) Richard Carlson
Syrinx (Flute Solo) (8k) Peter-Jan van Dijk
Kalıcı Bağlantı
ROMANTİK DÖNEM BESTECİLERİ - RİCHARD STRAUSS
28/6/2007 -Kategori: KLASIK BATI MUZIGI DONEM BESTECILERI

(11 Haziran 1864 de Münih’de doğmuş, 8 eylül 1949 da Garmisch’de ölmüştür).
Münih’te kornoculuk yapan ve Wagner aleyhtarı olarak tanınan bir babanın oğlu olan Richard Strauss’un senfonik şiirleri ve ilk dramatik eserleriyle ortaya çıkması müzik dünyasında büyük bir heyecan uyandırdı. O zaman zihinleri şaşırtan şeyler bugün tarihe karışmış ve unutulmuştur. Bizim için artık Richard Strauss KLASİKLERE karışmıştır. SALOME ve bilhassa ELEKTRA’nın, hatta bizce mestedici bir güzellikte olan ROSENKAVALİER gibi eserlerin o zaman nefret uyandırmalarını anlıyamıyoruz. Fakat buna rağmen, üstün bir kabiliyetle eserler veren bu müzisyenin, devrinin mukavemetiyle, hatta ciddi telakki edilmeyen ve mesleki çerçevenindışında kalan garip bir yenilik meraklısı diye alayla karşılanması mazur görülmelidir. Çünkü onun müziği yeni, anlaşılmaz ve yıkıcı görünüyordu; halbuki gerçekte bu, önceki durumdan doğması icab eden son gelişmede başka birşey değildi. Böylece müzikte sihirbaz kabilinden bir dahi, tınlayışların ve cüretli armonilerin büyük virtüözü olan Strauss, bir devri kemale erdiren besteci olmuştur.
Strauss’un gençliği hararetli bir particilik zihniyetiyle müzikte takip edilen yolları güçleştiren fikir ayrılıklarının tesiri altında kalmıştı. Hayatının sonuna kadar en yüksek ve kesin ideali MOZART olan Strauss, başlangıçta Brahms taraftarıydı. Fakat çok kısa zamanda terakkiye inanan bir Liszt taraftarı oldu ve bu yolda Wagner’e iltihak edenlerin arasında kaldı. O ana kadar kuvartet ve senfoniler yazan Strauss artık senfonik şiirler yazmaya başladı. Bundan hiç beklenmeyen bir sonuç doğdu; Liszt ile sona erdiği ve bir daha aşılamaycağı sanılan tasviri ve programa bağlı sanat yeniden canlandı, ikinci ve son zirvesine ulaştı. Bu yükselişte yeni olan, şair ruhu ile yapılan tasvirin şuurlu bir form fikri ile birleştirilmesiydi (TİLL EULENSPİEGEL, DON QUİCHOTE).
Program müziğinin söze bağlı tasvirlerinden, sözden doğan müzikli drama doğru adım atılması tabii idi. Böylece Strauss, sanat yönünü, kendi önemini ve şöhretini tayin eden müzikli tiyatronun yolunu tuttu. Liedleri de dahil olmak üzere eserlerinin hepsi bunun yanında bir tezyinet gibidir. Strauss, tiyatro alanında sözle müzik arasındaki münasebetin, Mozart’tan Wagner’e kadar müzikli tiyatroda kullanılan unsurların, yani geleneğin mümkün olan son şeklini bulmaya çalıştı. Bu yolda yarattığı eserler şunlardır: GUNTRAM, SALOME, ELEKTRA, MISIRLI HELENA, ve DANAE’NİN AŞKI adlı dramlar; FEUERSNOT, ROSENKAVALİER, İNTERMEZZO, DİE SCWEİGSAME FRAU, ARABELLA adlı müzikli komediler; nihayet yeni müzikli tiyatro şekillerine yol açan ARİADNE AUF NAXOS ve CAPRİCCİO adlı eserler.
Edebiyatla daima sıkı bir münasebet kurmaya çalışan Strauss, Sophokles, Moliére, Oscar Wilde ve Stefan Zweig’a, bilhassa bir güney Almanyalı olarak yakınlık duyduğu Avusturyalı şair Hugo von Hofmannsthal’a bağlandı. Wagner’den hareket eden ve onun müzikli dram alanındaki prensiplerini sonuna kadar geliştiren Strauss için asıl unsur Mozart dünyasıydı. Ayrıca Couperin ile Lully ve İtalyan opera buffa’sı etrafında teşekkül eden nükteli ve esprili barok ruhu da böyle bir unsurdu. (Bu yönden, tabiatı bambaşka, fakat rehberi Shakespeare, Goldoni, Bach ve Mozart olan, opera buffa’nın canlandırıcısı sevimli besteci Emanno Wolf-Ferrari’ye benzer.
Strauss, hayatının son yıllarında klasizmin sükunetine kavuştu. Bu hava içinde yaratıcılığı sona erdi. Çok zengin olan bu yaratıcılığın heyecan uyandıran en önemli tezahürleri, bir daha gelmemek üzere kaybolan bir çağa rastlamıştır. Fakat Strauss’un tarihi önemi hiçbir zaman azalmayacak, eserlerindeki oynak ve esprili mizacın tesiri, Mozart’a duyduğu yakınlıktan doğan büyklüğü daima yaşayacaktır. Ayrıca, büyük orkestra şefi Richard Strauss’un hatirası da unutulmayacaktır. Weimar, Münih, Berlin ve Viyana’da orkestra şefliği yaparken Mozart ve Wagner’in eserlerini örnek icralarla canlandırdı. Bunu aynı derecede başaran Gustav Mahler gibi pek az kimseler çıkmıştır.
Kalıcı Bağlantı
ROMANTİK DÖNEM BESTECİLERİ - GUSTAV MAHLER
28/6/2007 -Kategori: KLASIK BATI MUZIGI DONEM BESTECILERI
![]()
Gustav Mahler(7 Temmuz 1860-18 Mayıs 1911)Yahudi asıllı Avusturyalı besteci ve orkestra Şefi.
Doğumu:Kaliste,Bohemya,Avusturya İmparatorluğu Ölümü:Viyana
On senfonisi ve romantizmin farklı birçok türünü bir araya getiren orkestra eşlikli şarkılarıyla ünlüdür.Ölümünden sonra müziği 50 yıl görmezlikten gelinmiş,ama daha sonra 20.yüzyıl bestecilik tekniklerinin öncülerinden biri olduğu,Arnold Schoenberg,Dmitri Şostakoviç ve Benjamin Britten gibi bestecileri etkilediği kabul edilmiştir.
Mahler’in müzik dehası çok erken yaşlarda dikkati çekti.Dört yaşındayken yöredeki kışladaki askeri müziğin ve köylülerin çalışırken söyledikleri Çek halk şarkılarından etkilendi.Hem akordeon hem piyanoyla bu şarkıları çalıyor,bir yandan da kendi bestelerini yapıyordu.Doğadaki seslerin yanı sıra , askeri müzik ve halk müziği onun olgunluk çağının başlıca esin kaynakları oldu.Piyanist olarak ilk kez Jihlava’da izleyicilerin karşısına çıktı.On yaşında müzikte ulaştığı seviye,onun Viyana Devlet Konservatuvarı’na kabul edilmesini sağadı.Çeşitli piyano ve kompozisyon ödülleri kazandıktan ve okulunu bitirdikten sonra ,bir yandan kendini besteci olarak kabul ettirmeye,bir yandan da müzik dersleri vererek geçimini sağlamaya çalıştı.İlk önemli yapıtı olan Das Klagende Lied (Yakınma Şarkısı) adlı kantatı ile konservatuvarın koyduğu Beethoven Kompozisyon Ödülü’nü kazanamadı ve beste yapmayı uzun yaz tatillerine bıraktı;kendisine daha güvenli bir geçim sağlama amavıyla orkestra şefliğine yöneldi.
Bundan sonraki 17 yıl boyunca şeflikte adım adım yükseldi.Avusturya’da yönettiği müzikal Farsların ardından Budapeşte ve Hamburg gibi önemli operalarda çalıştı ve nihayet 37 yaşındayken, Viyana Sanat Operası’nın sanat yönetmenliğine getirildi.Şef olarak yaygın ününe karşılık,besteciliğinin ilk yıllarında müzik izleyicilerinin anlayışsızlığıyla karşı karşıya kaldı.bu,onun moralini bozsa da Mahler'i yıldırmadıç Mahler,şef olarak daha çok geleneksel operalar ile ilgilenmeyi tercih etti.Bu nedenle olgunluk dönemindeki tüm eserlerinin senfonik olması insana şaşırtıcı gelebilir.Bununla birlikte Mahler’in müzikteki tek amacı kendi yaşam hikayesini yazmaktı.Biraz da Wagner ile Liszt’den etkilenerek, kişisel dünya görüşünü müzikle ifade etmeye çalıştı.Bu iş için ise,içerdiği lirizm sebebiyle şarkı Wagner ve Liszt’in yaklaşımının yardımıyla içerdiği öznel anlatım gücüyle senfoni,hüzünlük bir atmosfer yaratan operadan daha uygun iki araçtı.
Mahler, bestecilik hayatını oluşturan üç dönemin her birinde birer senfoni üçlemesi üretti.İlk döneminin üç senfonisi de planlı müzik örnekleriydi.Mahler,o dönemdeki geleneksel dört bölümlü senfonilerden daha fazla bölüm içeren senfoniler bestelemek için Beethoven’in Pastoral Senfonisi ile Berlioz’un Symphonie Fantastique’ini örnek aldı.Yapıtın süresini uzatmakta,müziğindeki orkestral kaynakları geliştirmekte ve engellenmemiş duyguları ifade etmekte Wagner’ müzikli dramlarını ,solocuların ve koronun seslendirdiği sözlü metinleri aktarmakta ise Beethoven’in Koral senfonisinden esinlendi.Daha önceki eserlerini (örn. Des Knaben Wunderhorn’dan yaptığı şarkı besteleri) kullanarak yeni parçalar üretirken ,Schubert’in bazı oda müziği yapıtlarından da esinlendi Mahler ,bütün bunları ,gerilimli ve işlenmiş üslubuyla,olağanüstü canlı orkestra düzenlemesiyle ve popüler müziği alaycı bir şekilde kullanmasıyla birleştirerek,kendi yaratıcı kişiliğini ve senfonik egemenliğini de yansıtan ,daha önce eşi görülmemiş ölçüde zıtlıklar içeren üç senfoni yarattı.Bunlardan salt orkestral Re Majör Senfonisi (Titan) kendi yaşamöyküsünden izler taşır.Sergilediği yaşama sevinci,özünde bir halk müziği parodisi olan Callot tarzında cenaze marşı başlıklı bölümde ölüm saplantısıyla bulutlanır, bu da yerini parlak bir final içinde ,huzura bırakır.Beş bölümlü ikinci senfoni(Ölümden Sonra Diriliş) gene ölüm saplantısıyla başlar ve hıristyanların ölümsüzlük inancını hissettirerek zirveye ulaşır.Bu Son Yargıyı canlandıran görkemli finaldir ve Alman yazar Friedrich Klopstock ‘ un ‘Ölümden Sonra Diriliş’ od’undan solo ve koro için düzenlenmiş bir müzikle biter.Daha uzun bir yapıt olan Re Majör Üçüncü Senfoni’de (Bir Yaz sabahı Rüyası) altı bölüm içinde , cansız doğadan insan bilincine ve kurtarıcı tanrı sevgisine kadar uzanan büyük bir varlık zinciri Dionysiosçu bakışla dinleyiviye sunar. Mahler’in bu yapıtlarında din öğesi çok anlamlıdır.Çalkantı içinde geçen çocukluk hayatına,koyu bir Yahudi inancı taşıması da (çünkü babası hür iradeli bir insandır) eklenince Mahler kendini metafizik bir fırtına içinde bulmuştu.Bu fırtınayı,Hıristyanlığa sarılarak atlatmayı denedi.Viyana Devlet Operasına atanmasını kolaylaştıracağı için 1897 de kendisini vaftiz ettirmesinde bir çıkar hesabı bulunsa daşüphesiz gerçek bir eğiliminin sonucuydu. Bu operada geçirdiği 10 yıl ,onun sanatının daha dengeli orta dönemini oluşturur.Benimsediği yeni inanç ve yeni görev kendine güven duymasını ve olgunlaşmasını sağladı.1902 de evlendiği Alma Maria Schindler'den 1902 ve 1904 yıllarında iki kızı oldu.
Viyana Devlet Operasının (ve bir süre Viyana Filarmoni Orkestrasının) konserlerinin yöneticisi olarak Mahler,o güne dek eşi görülmemiş bir yorum ve çalış düzeyine ulaştı.Orta döneminin yapıtlarının çoğu ,Mahler'in daha sonraki olgunluk döneminin ateşli dinamizmini yansıtır.Bu çerçevenin dışında kalan tek yapıtı,daha çok ilk döneminin ürünü sayılabilecek Dördüncü Senfonisidir.Altı bölümlü olarak tasarlanmış bu senfoninin finali soprano ses için bir Wunderhorn şarkısından oluşur.Basit hıristyan köylülerinin kafasındaki cennet kavramını hatırlatan bu bölüm önce üçüncü senfoninin bir bölümü olarak tasarlanmıştır.Beşinci senfoni belirlenmiş bir programa ve koroya yer vermemesi ,normal orkestral bir senfoniye daha yakın olması bakımından Mahler'in orta dönemdeki üçlemesi Beşinci,Altıncı ve Yedinci senfonileri haber vermektedir.Bunlar salt orkestral senfoniler,programa hiç yer vermeyen yapıtlardır;böyle olmasına rağmen her biri sonunda çözüme ulaşan tinsel bir çalışmayı dile getirir.İkisi de beş bölümlü olan Beşinci ve Yedinci senfoniler karanlıktan aydınlığa doğru ilerler.ama bu öbür dünyadan yansıyan bir aydınlık değil,olanaca canlılığıyla yaşamın yeryüzündeki kendi ışığıdır.Bu iki senfoninin arasında ,Mahler'in "Trajik Senfoni" olarak andığı, La Minör altıncı senfoni bulunur.Altıncı Senfoni karanlıktan zorlukla sıyrılsa da ,gecenin karanlığına tekrar geri döner.Bu üçlemeden sonra Mahler şarkılarını senfonilerinde kullanmaktan vazgeçti.Bununla beraber senfonilerinde,Kindetotenlieder denen çocuklar için ölüm şarkısı anlamına gelen şarkıları kullandı. Sekiz solo ses ve,çift koro ve orkestra için anıtsal Mi Bemol Majör Sekizinci Senfonisini besteledi.Bu yapıt çalınması için çok alet gerektirmesi nedeniyle "Binler Senfonisi"olarak da bilinir.Mahlerin ilk dönemindeki yaygın metafizik eğilimlerine bir dönüş sayıldığı için ayrı bir yeri olan bu senfonide bu eğilimlerin daha da arttığı gözlenir.binler Senfonisi ayrıca başta sona korolu ve orkestral olan ilk senfonidir.Yapıta insan özlemlerinin görkemli bir bildirisi gözüyle bakılabileceği gibi,hem dinsel ,hem hümanist görüş açılarından aydınlığa erişme uğrunda bir haykırış olarak yorumlanabilir. İlk bölümünde kullanılan ezgi, Pentekostes ayinlerinde okunan "Veni Creator Spiritus" ilahisinin bestesidir.Geleneksel senfoninin üç bölümlü türüne karşılık gelen ikinci bölümün sözleri Goethe’nin Faust’unun bitiş sahnesinden alınmıştır.Bu eser Mahler’in olgunluk döneminin zirvesini oluşturur.
Mahler'in son dönemi 47 yaşında başladı.1907 de Viyana Operası’ndan ayrılmak zorunda bırakıldıktan sonra ABD’ye gitti ; Metropolitan Operasının konserlerini yönetti ve New York Filarmoni Derneğinin orkestrasını yöneterek kendine tekrar bir ün sağladı.Ama yine her yaz Avusturya kırlarına gidip ,orada besteler yapmayı sürdürüyordu.1911 yılında Viyana’ya döndü ve orada öldü.
Çağdaş müzik eleştirmenleri,Mahler’in ,müzikteki değişim dönemini güçlü bir şekilde etkilediğine dikkat çeker. Onu yapıtları, 20.yüzyılda kullanılan köklü yöntemlerin habercisi niteliğindedir.Bu yöntemler arasında, ilerleyici tonalite (bir eserin başladığı ton ile bitmemesi) ,tonalitenin çözülümü(yabancı akorları sürekli kullanarak tonaliteyi bulanıklaştırma), büyük orkestra gruplarında solo çalgı grupları için iç içe melodiler üzerine kurulmuş kontrapuntal bir yapıyı yeğleyerek orkestranın tümünün ürettiği armoniden kopuş,temaları tekrarlamak yerine temayı sürekli değiştirme,popüler üsluplardan ve günlük yaşamdaki seslerden alaycı alıntılar yapma ve Liszt ‘in çevrimsel biçiminden ustalıkla yararlanan teknikleri senfonide biçim yönünden yeni bir birlik sağlama sayılabilir. Sanatını kişisel içeriğini ise en çok çağının hak ve özgürlüklerden yoksun insanını tinsel çalkantısını başka herhangi bir besteciden çok daha fazla yaşamış olması etkileniş, bu da onun kişiliği ile müziğini özdeşleştirmiştir.
Kalıcı Bağlantı
ROMANTİK DÖNEM BESTECİLERİ - PETER ILYİCH TCHAIKOVSKY
28/6/2007 -Kategori: KLASIK BATI MUZIGI DONEM BESTECILERI

(7 Mayıs 1840 yılında Votkins’de doğmuş, 6 Kasım 1893’de Petersburg’da ölmüştür).
Çaykovski’nin acıklı hayatının filmcilere konu olması birtesadüf değildir. Çünkü yazdığı bir çok eserler arasında yedi senfoniden ikisi, doğru bir değerlendirmeye engel teşkil edecek derecede popüler olmuştur. Diğer taraftan hayatı birtakım uydurmalara yol açacak bir esrar perdesi altında kalmaktadır. Fıkra tarzındaki herşeyi bir kenara bırakarak Çaykovski’nin şahsiyetini tarihin çerçevesi içinde ciddiyetle incelemeye çalışmamız gerektir.
Sadece Glinka ile başlayan Rus müziğinin temsilcisi olarak değil, aynı zamanda senfoni besteci olarak da tarihi bir mevkii vardır. Tıpkı Berlioz, Schumann, Brahms, Bruckner, Dvorak ve Cesar Franck’ta olduğu gibi Çaykovski’de asrın senfoni çapında eser yaratma zevki tecelli etmiştir. Ancak bunu anladıktan sonra Çaykovski’nin bu alandaki payını ölçmek mümkündür.
Çaykovski, zamanın bu yarışına ve gelişme cereyanlarına katılmayı hiç düşünmemişse de payı az değildir. Fakat şu iki noktayı hesaba katmalıyız: Birincisi, bu suretle ortaya çıkan Rus müziğinin henüz GENÇ olup batıdaki şümullü ve kesif ifade kudretini haiz olmaması, ikinsicisi ise daha MODERN yönlerde çabalıyan vatandaşlarının teşebbüslerine yanaşmayan Çaykovski’nin mutlaka GÜZEL olan müzikten başka birşey vermek istememesidir. Bu hususta kendi benliğini ifade etmek isteğiyle Schumann’a yakındı ve ancak ilhamın nuru ile heyecan duyan sanatkar ruhunun derinliğinden doğan müzik yazmaya gayter etti. Puşkin’in EUGEN ONEGİN’inden lirik bir opera yapan Çaykovski bu şairin güzellik idealini seslerle aksettirdi. Fakat tsil ve ifade bakımından yeni tesirler ilave ederek ona romantizmin itirafçı ruhunun heyecanını verdi ve Rus hususiyetlerini de katarak diğer Rus bestecilerine yaklaştı. Çaykovski’nin şiddetli ve gürültülü hamlelerinden, geniş bir saha toplayan şehvetli hislerle dolu kısımlara anş olarak geçmek itiyatından korkmamalıdır. Eser bir bütün olarak yine mükemmel bir formun güzelliğine bürünmüştür. Bilhassa orkestra eserlerinde fevkalade olan bu güzelliğin sihirine dinleyici meftun kalmaktadır. Bu güzellik, Çaykovski’nin kendi kendini anlattığı ve sonsuz yalnızlığını ifade ettiği yerlerde en çok belirmektedir.
Yedi senfonisinden beşincisi ve kendisinin vasiyetnamesi ve REQUİEM’I denilen PATHETİQUE adlı altıncı senfonisi müzik dünyasının benimsediği eserlerdendir. Dördüncü senfoni de buna layık olabilirdi. Bu yedi senfoni ile dokuz operasını, iki balesini, konçertolarıyla oda müziği eserlerini armoni ve yapılış bakımından tetkik etmek zamanı gelmiştir. Bu yapıldığı takdirde umulmayan sonuçlar elde edilebilir.
Fakat şimdilik dünyanın meraklı rivayetler halinde devam ettirdiği ve eserlerinden okumaya çalıştığı hayat hikayesiyle iktifa etmek zorundayız. Bu hikayede, Çaykovski’nin kendini tamamen müziğe vermeden önce memur olduğu, sonra Moskova konservatuarında öğretmenlik yaptığı ve bir zaman da müzik tenkitleri yazdığı şeklindeki olaylardan çok, evlilikteki bedbahtlığına dair esrarlı şaiyalar, Nadjeshda von Meck ile olan dosrluğu ve çeşitli tahminler zikredilmektedir. Hatta Çaykovski’nin intihar ettiği bile söylendi. Fakat ispat edilemedi. (Ölümünün intihardan mı yoksa koleradan mı olduğu konumuz dışındadır).
Dünya realitesi Çaykovski’yi korkutuyordu. Bu yüzden inzivaya çekildi ve kendi içine kapandı. Hayatının son yılları huzursuzluk içinde geçti. Moskova ile Floransa, Simaki ile Bayreuth arasında mekik dokudu. (Bayreuth’da iken bütün iyi niyetlerine rağmen Wagner’in alemine intibak edemedi.) Mektuplarında ve yazılarında yeni bir devrin habercileri olan Debussy ve Busoni gibi iki ismin geçmesi ilgi çekici bir olaydır.
ESERLERİ
1812 Overture (311k) Maurizio Salvi
Ballets
Romeo and Juliet
Overture (239k) Maurizio Salvi
Swan Lake Jean-François Lucarelli
Act1
Introduction - Scene (127k)
Valse (126k)
Scene (49k)
Pas de trois (136k)
Pas de deux (144k)
Pas d'action (22k)
Sujet - Danse des coupes (154k)
Finale (45k)
Act II.
Scene (56k)
Scene (93k)
Scene (42k)
Danse des cygnes (190k)
Scene (56k)
Act III.
Introduction (71k)
Danse du corps de ballet et des nains (58k)
Scene : la sortie des invites et la valse (104k)
Scene (32k)
Pas de six (164k)
Pas de deux (114k)
Danse hongroise : Czardas (49k)
Danse russe (44k)
Danse espagnole (48k)
Danse napolitaine (58k)
Mazurka (110k)
Scene (98k)
Act IV.
Entracte (13k)
Scene (34k)
Danse des petits cygnes (36k)
Scene - Scene finale (197k)
Swan Lake
Swan Lake "Prelude" (22k) Frankie Ho
Barcarolle (Op. 37a, No. 6) (13k)Katsuhiro Oguri
The Nutcracker Suite (for piano) (Op.71a) Complete (146k) Bunji Hisamori
The Nutcracker Suite
1. Miniature Overture (57k) George Pollen
2. March (45k) Jack Sirulnikoff NEW ...thanks Mister Sirulnikoff
3. Dance of the Sugar Plum Fairy (12k) George Pollen
4. Russian Dance - Trepak (48k) George Pollen
5. Arabian Dance (22k) Jack Sirulnikoff NEW
6. Chinese Dance (15k) George Pollen
7. Dance of the Reed Flutes (25k) John G. Mayer
8. Waltz of the Flowers (115k) George Pollen
Capriccio Italien (Op. 45) (209k) Andre de Brandt
Chant sans paroles (Op.40, No. 6) (8k) Oscar Comazzetto
Eugen Onegin
Act III., scene I. - Polonaise (86k) Petr Cvikl
No. 13 Antrakt and Waltz with Chorus (92k) Petr Cvikl
No. 19 Polonaise (123k) Petr Cvikl
Old French Song (3.8k) Arthur F. Eisele
Piano Concertos
No. 1 in Bmin (Op. 23)
1st Mov't. "Andante non troppo e molto maestoso" (175k) Robert Finley
2nd Mov't. "Andantino semplice" (50k) Hiroshi Suzuki
3rd Mov't. "Allegro con fuoco" (132k) Hiroshi Suzuki
No.2 in G (Op.44)
3rd. Movement (127k) David Siu, M.D.
Reverie (5k) Edgar W Cox, III
Rococo Variations (Op.33) (arr. for for Cello and Piano) (70k) Yuriy Leonovich
SYMPHONIES
Symphony No.1 in Gmin. (Op.13)
4th. Mov't. (129k) Robert Goodyear
Symphony No.3 in D (Op.29) Sharon Zurflieh
1st Mov't. (208k)
2nd Mov't. (45k)
3rd Mov't. (57k)
4th Mov't. (49k)
5th Mov't. (178k)
Symphony No.4 in F-, Op.36
1.Andante sostenuto; moderato con anima (259k);
2.Andantino in modo di canzone (50k);
3.Allegro (61k);
4.Allegro con fuoco (230k). (S.Vitalich)
Symphony No.5 in E-, Op.64
1.Andante - Allegro con anima (344k);
2.Andante cantabile, con alcuna licenza (197k);
3.Valse. Allegro moderato (124k);
4.Finale. Andante maestoso - Allegro vivace (395k) (J.Knowles)
Symphony No.6 in B- 'Pathétique' Op.74
1.Adagio (148k);
2.Allegro con grazia (59k);
3.Allegro molto vivace (169k);
4.Finale (44k). (M.Knezevic)
The Seasons (Op.37a) Toru Yaskawa
No. 1 "January: At the Fireside" (23k)
No. 2 "February: Carnival" (27k)
6. "June" (13k) Jeff Abrams
String Quartet No.1 in D, Op.11
1.Moderato e semplice (51k);
2.Andante cantabile;
3.Scherzo & Trio;
4.Finale (54k). (M.Knezevic)
Violin Concerto in Dmaj (Op. 35) Bob Fisher
1st Mov't. "Allegro moderato" (116k)
2nd and 3rd movements "Canzonetta: Andante, Allegro vivacissimo (93k)
Kalıcı Bağlantı