RÖNESANS DÖNEMİ BESTECİLERİ - JOSQUIN DESPREZ

Takriben 1450 yılında Conde (Flaman) da doğmuş, 27 Ağustos 1521 yılında Conde’de ölmüştür).

 

Aslen Flaman olan Josquin de Prés ile müzik tarihinin uzun bir devri sona erdi. Bu devirde yaşamış olan müzisyenlerden pek azının ismini biliyoruz. Bilinen isimlerle de bu yüzyıllarda müzik alanında görülen çok zengin gelişmeyi izah etmek asla mümkün değildir. Bu devri sathi bir bakışla gözden geçiren bir kimse her şeyin kendiliğinden meydana geldiğini sanabilir.

Lakin bu gelişmeyi sağlayanlar, adları bilinsin veya bilinmesin büyük yaratıcı kudrete sahip insanlardı. Bunlar, Şan Gregoryen’in tek sesliliğine sıkı sıkıya bağlı kalan müziği çok sesli hale getirdiler. Bu, hakikaten büyük bir hamleydi. Asilzadelerin sanatı ve gezici çalgıcıların müziğinin parlak devrini yaşadığı sıralarda “büyük üstad” adı ile anılan Perotin, Paris’te çok sesliliğin temellerini attı. Kendisinden sonra gelenler de onun gösterdiği yolda ilerlediler. Bunlar arasında zikre değer birçok şahsiyetler vardır: Yine Paris’li meşhur Guillaume de Machaut, şair Boccaccio ile aynı devirde Floransa’da yaşamış büyük orgcu Francesco Landino, Jeanne d’Arc’ın çağdaşı olan ince zevkli Burgonyalı Guillaume Dufay, ressam Hans Memling ile aynı yaşta olan ve kontrpuvanın sırlarına vakıf Flaman Jan Okeghem, Almanya’da halk türkülerini çok seslileştiren diğer birçok besteciler arasında diğer bir çok besteciler arasında Heinrich İsaac nihayet hayatı Palestrina’nın doğduğu asra kadar uzanan Josquin de Prés…

İsmi Latincede “İodocus Pratensis” şeklinde de geçen Josquin de Prés öldüğü zaman Matthias Grünewald ve Raffaelo gibi ressamlar başarılarının zirvesine ulaşmışlardı. O sırada köylü ihtilalleri ile din inkılabı dünyanın manzarasını değiştiriyor, yaşlı ümanist Erasmus ve genç hekim Paracelsus ilmi araştırmaları ile bu değişikliğin derinliğine nüfuz etmeye çalışıyorlardı. Bu temelli değişmede bir müzisyenin, yani Josquin de Prés’nin de payı vardı. Çünkü müzikteki gelişmenin merkezini kuzeyden güneye, İtalya’ya çeviren Flaman ekolü geleneğinin varisi Josquin de Prés olmuştur. daha önemlisi, bu müzisyen kendisinden önce gelenlerin ve bizzat kendi ekolünün, adeta matematiksel bir yapı zihniyetinin hakim olduğu çok seslilik sanatına ümanizm ruhunu aşılamıştır. “Musica riservata” adıyla anılan ve Josquin’in talebesi Adrian Petit  Coclicus tarafından asrın yeni müzik anlayışının temeli haline getirilen bu ifade tarzını, dahi Flaman üstadının en büyük hayranlarından biri olan Luther şu sözlerle övmüştür: “O, seslere hakimdir. Sesler onun isteğine uymak zorunda kalmıştır.” Demek oluyor ki, Josquin de Prés için kontrpuvan tekniği ve mimarisi nihai gayeden ibaret olmayıp bilakis sözlerin muhtevası ile birleştirilerek ifade vasıtası haline getiriliyordu.

Josquin’in mes’ler, mote’ler ve şansonlardan müteşekkül eserlerinin mecmuunda bu gelişmeyi tetkik edenler derin bir tesir altında kalır. Aralarında dünyaca meşhur “Missa pange Lingua”nın bulunduğu mes’lerdeki cüretli kontrpuvan yapısı yanında mote’lerin ve –enstrümanlar refakatinde icra edilen- şansonların canlı ifadesi vardır. Josquin’in eserleri kısa zamanda her yerde yayılan bir müziğin ilk örneklerinden biridir. Bunları Venedik’te Petrucci, Paris’te Attaignant ve Anverst’de Susato basmışlardır. Bugün bu eserler müzik dünyasında yeniden mühim bir yer işgal etmektedir.

Josquin’in çağdaşlarının da, diğer besteciler arasında eşsiz büyüklükte yükselen şahsiyetini tanıyıp takdir etmeleri devrin müzik stili telakkilerinin esaslı bir şekilde değiştiğini açıkça gösterir. Bu değişmeyi, dehaya yakın bir seviyeye yükselen Clement Jannequin’de görmek mümkündür. Onun, Hector Berlioz’dan bu kadar zaman önce yazdığı ve ilk Fransız program müziğinin gerçek örnekleri sayılan şansonlardaki tasvir kudreti o zamanın dinleyicileri gibi bugünküleri de hayret ve heyecan içinde bırakmaktadır. Fakat Josquin’in tesiri, asıl çalışma sahasının sınırlarını çok daha geniş ölçüde aşmıştır. Eski ve yeni kaynaklardan faydalanarak kuvvetlenen dini inkılabın genç müzisyenleri ondan ilham aldılar. Bunu, Thomas Stoltzer’in çok sesli türküleri kadar o devirde İncil metinleri üzerine beslenen bütün eserler ispat eder. Nihayet, İtalyan müziğinin tesiri altında bulunan Fransız bestecisi Philippe Verdolet’in madrigallerinde, Orlando di Losso’nun tarzına yaklaşan yeni stilde bile Josquin’in şümullü tesirini görebiliriz. Ancak Palestrina’nın kilise müziğine hakim olması ile bu sahada sadece o zaman için Josquin’in nüfuzu sona erdi.

Josquin’in şahsiyetinde bugünkü manası ile gerçek bir sanatkar buluruz. Yaşadığı çevre gibi şöhreti de sınırlı kalmayarak bütün dünyaya yayıldı. Milano’ya yerleştikten sonra Roma’daki Papalık korosunun üyesi oldu; Cambrai katedralinin korosunu idare ett,. Paris’te ve Heinrich Isaac’ın ona rakip çıktığı Ferrara’da bulundu. Tekrar Roma’da kilise ile ilgili olmayan bir vazifede çalıştı ve son günlerinde memleketi olan Conde şehrinin sayılı şahsiyetlerinden biri olarak yaşadı.

Hayatının gidişi, şahsiyetinde birçok bakımlardan beliren yeni çağı aksettirmektedir.

EN ÖNEMLİ ESERLERİ

Absalon, Fili Mi (D.Little)
Monstra te Esse Matrem (D.Little)
La Déploration de Joannes Okeghem (J.C.Attarian)
Magnus es tu, Domine (J.Pages)
Mille regrets de vous abandonner (C.Delavallée)
Ave Maria (164k) (Y.Kubota)
Scaramella (J.-C.Templeur).
Absalon, fili mi (J.-C.Templeur).

Missa Pange Lingua
Gloria;
Kyrie. (J.-C.Templeur).

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !